PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Küresel Isınma Bizi Ve Nasıl Etkiliyor???


BEN_su
08-04-2007, 12:59 PM
Küresel ısınma, biyolojik çeşitililik kaybı, petrol doruğu ve diğer çevre sorunlarının gittikçe büyümesi ile birlikte bu konularda haber yapanlar ikilemde kalıyorlar: bu konulardaki gerçekleri tarafsız olarak mı sunsunlar yoksa bir taraf olsunlar mı? Haberciler karşılaştıkları bu durumla nasıl başa çıkıyor? Bunu konuda bilgi edinmek için birkaç tanesiyle konuştuk.

Çeviri: Pınar Uygun

Ortak sorularımız şunlar: Yıllar boyunca çevresel konularla ilgili haberler yaptınız. Bu haberleri yaparken tarafsız haberci, konuyla ilgili vatandaş veya eylemci gibi üstlendiğiniz rollerle ilgili bir karmaşa yaşadınız mı? Özellikle iklim değişikliğinin ve diğer problemlerin şiddetli bir şekilde arttığından haberdar olduğumuz şu zamanlarda bu konularda takındığınız tavırda ya da üstlendiğiniz rollerde bir değişim oldu mu ya da olmalı mı?

Felicity Barringer, The New York Times

Çevresel sorunları tam olarak ABD dış politikasının şiddetle Irak’a savaş açma yolunda ilerlediği günlerde görevimi yapmaya çalışırken farkına vardım. (Değişik bölgelerdeki 30 yıllık gazetecilik deneyimimden bahsetmeme gerek bile yok). Yıllar bir taraf tutma gerekliliğini ortaya çıkarmıştı. Bunun yanında hangi görüşün, davranışın bütün yapı içinde tam olarak hangi tarafta yer aldığını düşünmenin – yalnızca iki tarzın olduğunu varsayan ve olanları iyi adamlar kötü çevre kirleten kişilere karşı şeklinde açıklayan bir düşünce sistemi- o kadar da faydalı olmadığını ve ince ayrıntıları hesaba katmadığı için gerçeklikten ayrılan bu tür bir düşünce tarzının da çarpık olduğunu düşünmeye başladım.

Tabii ki bazı durumlarda çevre kirliliği gerçekten de şirketler ve kişilerin zararlı maddeleri düşünmeden, insan hayatına hiç önem vermeden bir yere boşaltması, atması ve ile gerçekleşiyor. Hükümet kurumları bazen kararlarını verirken hileli oyunlar oynuyorlar. Bu hikayeleri her iki tarafı da dinleyerek dürüst ve gerçeklere dayalı olarak anlatmak bizim işimizin bir parçası bu yüzden önyargılı olamayız.

Fakat birçok hikaye ise – özellikle de iklim değişikliği ile ilgili yayınlarda önemli bir yer tutan enerji hikayeleri - zaten ekonomik, teknolojik ve politik olarak çok daha karışık ve ayrıntılı.

Örneğin John Fialka (The Wall Street Journal’da haber yapıyor) ve başka birkaç haberciden başka hiçkimse bu konunun iş ile ilgili bağlantılarından bahsetmiyor. Fakat bazı işyerleri özellikle sigorta ile ilgili olanlar birer politik eylemci olarak CO2 kontrollerinin yapılmasını istiyor. İşyerleri ve buralarda güdülen kar amacı genelde olumsuz bir üne sahip. Fakat iklim değişikliği söz konusu olduğunda bu gibi şeyler çevrenin en yakın dostu olabilir. Sonuç olarak bence haberci politik bir anlaşmazlıkta taraf tuttuğunda haber verme eylemi, onun güvenirliliği ve etkisi değerini kaybediyor. Ben her zaman bilimden yanayım.

Michael Grunwald, The Washington Post

‘O şunu söyledi, bunu söyledi’den daha fazlasını araştırabilecek ve yazabilecek kadar vakite sahip olmak gibi bir lüksüm olduğunu söyleyebilirim. Günlük yayınlardaki habercilerin adil olmak için ‘üçkağıtçı adam’ ya da ‘işlerin lehine işlediği adam’ şeklinde haberler yapmalarını çok iyi anlıyorum. Fakat aslında birçok anlaşmazlıkta en az iki taraf yasal olarak haklıdır. Ve tartışmanın gerçekleri göz önünde bulundurarak sürdürülmediğini saptamanın zaman alacağı su götürmez bir gerçektir.

Açıklanan amaçlara asla uygun bir şekilde yönetilmediği gibi oldukça pahalı ve çevreye zararlı su projelerini gerekli ve yararlı göstermek için ekonomik çalışmaları sıklıkla sömüren federal bir kurumla ilgili, istihkam birliği kolorduları ile ilgili bir haberimde bu durumla karşı karşıya kaldım. Bunu tekrar tekrar yaptıklarını gördüm. 2000 senesinde bir yılımı kendi kendisiyle çelişen komik teknik raporları okuyarak ve işe yaramayan projeleri incelemek üzere ülke içerisinde çeşitli bölgeleri gezerek geçirdim. Alışılmışın dışında bir çalışma tarzı sergileyerek kurumun tarafından bu olaya bakmaya çalıştım ve hikayeyi onlardan dinledim –komutanın çalışanlarına benimle konuşmalarını yasaklamasından sonra bile– fakat dokümanlar ve diğer kanıtlar kolordunun iddiaları ile çelişiyordu.

Katrina’dan sonra da aynı şey oldu: Kolordunun bana anlattıklarıyla çok az benzerlik taşıyan dökümanlardaki bilgilere takılıp kalmıştım. Editörlerim asılsız bir haber yazmaktansa, her zaman söylenen klasik hikayeleri anlatmaktansa gerçek bilgilere sadık kalmayı savunurlar ve bu yüzden herhangi bir araştırmamı kısıtlamak için benim üzerimde hiçbir zaman baskı kurmadılar. Bu yüzden birçok öfkeli çevrecinin kolordu ile ilgili söylediği çirkin sözleri alıntı yapmadım. Sunduğum bilgilerin insanlara birşeyler anlatmasını amaçladım. Taraf tutan haberciliğin bir sorun olduğunu düşünmüyorum fakat The Post bu tarz yayıncılığı uygulamamaya çalışıyor.

Bu tam olarak belirli konularda yargılarda bulunamayacağımız anlamına da gelmiyor. Post’ta kolorduların görevlerini düzgün bir şekilde yerine getirmediklerini yazdım. Kitabımda Everglades restorasyonunun güçlü ve yararlı bir çalışmadna çok uzak olduğuna değindim. Fakat bunlar gerçeklere dayalı dökümanlarla savunabileceğim yargılardı. Gurur duyduğum haberlerimden birisi çevre dostlarını oldukça öfkelendirdi. Örneğin Katrina’dan sonra Demokratlar, Başkan Bush’u kolorduya yetersiz fon ayırdığı için eleştirerek bu bölgedeki yıkımdan Bush’un sorumlu olduğunu söylüyorlardı. Bu konu ile ilgili bir haber yaptım ve kolordunun Louisiana’da başka bir eyalet için harcadığından çok daha fazla para harcadığını; paranın büyük bir kısmının New Orleans’ı koruma ile hiçbir ilgisi olmayan ekonomik olarak gerekçelendirilmemiş projelere aktarıldığını anlattım.

Ben kanıtlara, gerçeklere inanırım. Haberci olarak değerimiz bu kanıtları, gerçeklikleri ortaya çıkarmamızla orantılı.

Elizabeth Kolbert, The New Yorker

Ben sorunun habercilikle ilgili kurallarda olduğunu düşünmüyorum, bence sorunlar daha çok bu kuralların nasıl algılandığı ile ilgili. İklim değişimi ile ilgili haber yapan herkes yıllardır biliyor ki bu sorunun ciddiyetini ortaya koymayan ve bu konudaki şüpheleri besleyecek açıklamalar yapan –yine de kendilerine bilim adamı deniliyor– bir grup insan aslında hiç de dürüst değil.

Benim düşünceme göre adil ve dengeli habercilik yayınlarımızda HIV virüsünün AIDS’e, sigara kullanmanın karaciğer kanserine neden olmadığını savunan düşüncelere yer vermemizi gerektirmiyor. CO2 nin küresel ısınmaya neden olmadığını savunan herhangibirisinin son bilimsel buluşlar hakkında yargıda bulunabilecek uygun niteliklere sahip bir kimse olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bilimsel nesnelliğin gerekliliğini savunan haberciler neden hala bu inasanların sözlerini aktarıyor. Bilemiyorum. Habercilerin eylemci olması gerektiğini savunmuyorum. (Yine de öyle olmayı tercih edenleri daha yararlı buluyorum). Aslında sadece haberciliğin kurallarını dürüst ve özenli bir şekilde uygulamak yeterli.

Andrew Revkin, The New York Times

Çevreyle ilgili haberlerde benim görevim bilimin bu konu ile ilgili ortaya koyduğu tezleri, anlaşılmayan noktaları, gelecekte yapılan araştırmalar sonucunda konunun hangi yönleriyle aydınlatılabileceğini ve toplumun kafasında bu konu ile ilgili ne oranda bir belirsizlik barındığını nakletmek.

Bu şekilde algıladığım görevimin değişmesi gerektiğine inanmıyorum.

Tarafsız bir haberciliğin ‘duyarlı vatandaş’ rolü ile çatıştığı düşüncesinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Tabii ki çevrenin korunması ile ilgiliyim. Benim eylemciliğim ise iklim değişimi ve biyolojik çeşitlilik gibi medyanın bizim normlarımıza uymadığı için pek ilgilenmediği konuları seçmek. Bazen, bilime zarar vermeye çalışan, çeşitli aktiviteleri geciktirmek için belirsizlikleri sömüren ya da bir uygulamayı gerçekleştirmek için fazlasıyla gösterişli sunumlarla bilimi kullanan her yaklaşımı ortaya çıkarmak üzere ‘hakikat polisi’ rolünü oynadığımı düşünüyorum.

Benim diğer amacım ise toplumun unuttuğu bir şeyi, bilimin çalışma sistemi anlatmak. Her zaman bir tartışma oluyor. Bir fikrin uç noktalarında mutlaka yüksek sesler ortaya çıkıyor. (iklim konusunda bu genelde gidişatı kıyamet olarak gören grup ve onların karşıtları oluyor.) Fakat bu uçlardaki yüksek sesler kararlı, makul bir anlayıştan sapmamalı. Küresel ısınma konusunda örneğin sorunun özü kesinlikle tartışma götürmez bilimsellikte: çok karbon dioksit = yükselen ısılar = daha az buz = yükselen denizler. Bu basit gerçeklik detaylar arasında ya da uç olaylarda insanlar tarafından iklim değişikliğinin sürdürülüp sürdürülmediği tartışmaları ile kaybolup gidiyor.

Ross Gelbspan, yazar ve emekli gazeteci

Benim için, yaklaşık 10 yıl önce iklim hakkında yazmaya başlayan birisi için yazmaya başladığım günden bugüne yaşadıklarım tam anlamıyla bir –bazen çok rahatsız edici- evrimdi. Bu konu hakkında yazmaya ağaçları sevdiğim için başlamadım. Bu konu hakkında yazmaya başladım çünkü kömür endüstrisinin bazı bilim adamlarına hiçbir aksaklık olmadığını söylemeleri için masa altından para teklif ettiklerini duymuştum. Ve kendime ‘eğer birşeyi gizlemeye çalışıyorlarsa bu gizlemeye çalıştıkları şey ne?’ diye sordum ve hayatımın 10 senesi geçti. Ve böylece kendi araştırma güdümü takip ederek muhabir oldum ve bu işe başladım. Bu konu hakkında daha çok bilgiye sahip olduğumda ise kendimi muhabirlikten bir çevre savunucusuna dönüşmüş olarak buldum. Bu noktada önemsiz derecede küçük bir rahatsızlık duydum çünkü 30 yıl haberci olarak çalışmıştım ve her zaman haber yazmak ile olaylara müdahale etmek arasındaki ayrımın fazlasıyla farkındaydım. Daha sonra bir çevre savunucusundan yarı eylemciye dönüştüm fakat yine de dökümanlarla kanıtlayamadığım ya da yeterince soruşturmadığım bir konu hakkında bir şey söylememeye ya da yazmamaya özen gösterdim.

2 binden daha fazla bilim adamının (iklim değişimi hakkındaki hükümetler arası panel ile) bulduğu sonuçların çok iyi organize edilmiş bir uydurma propagandası ile örtbas edilmesi beni öfkelendirdi. Çünkü ben bütün kariyerimi demokraside düşüncelerimizi doğru bilgiler üzerine dayandırmamız gerektiği düşüncesini esas alarak kurmaya çalıştım.

Bence eski kafalı lobilerin Halkla ilişkiler uzmanları tarafından iklim değişikliği konusunu bir tartışma gibi sunarak habercileri aldattılar. Bu şekilde toplum hala bazı bilgilerin tama olarak kanıtlanmamış olduğunu düşünecek. Habercilerin sadece uzman bilim adamlarının söylediği bilgileri yayınlamalarının önemli olduğunu düşünüyorum. Haberciler bilimsel komite içerisinde karşıt ifadeler, düşünceler yer alıyorsa bunların da diğer düşüncelere kıyasla etkilerini anlatmalı. Bu ne taraf tutan bir yayıncılık ne de eylemciliktir. Bu sadece şeffaf gözü açık haberciliktir.

* Yazının orijinali için kaynak: http://www.grist.org/comments/soapbox/2006/08/24/reporters/

BEN_su
08-04-2007, 07:08 PM
Niye Kimse Mesaj Yazmıyor?Bunun Gibi Bir Konuda Hepinizi Duyarlılığa Davet EDİYORUM

fenriz_werve
08-05-2007, 06:32 PM
Çok güzel paylaştığın için çok sağol...

eda_merve:)
08-07-2007, 08:06 PM
çok kötü şeyler oluyor yaa ne olur biraz daha duyarlı olalım kendimiz için ve sevdiklerimiz için..
sağol paylaştığın için..

hulya
08-07-2007, 08:08 PM
biz yanacaz sn hala küresel ısın ma bizi nasılsıl etkileyecek dion ya allah allah :muzik: